Suriye muhalefeti İsrail’in dostu değil. Esed kadar pasif de değil. Bu düşmanlığı dostluğa dönüştürmek için, İsrail’in Türkiye’den yardım istemesi gerekiyordu. Özür dileyerek bu kapıyı araladı.
Bunu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da teyit ediyor. Özür diledikten sonra Facebook sayfasında yaptığı açıklamada Suriye’deki kimyasal silah tehdidine dikkati çekiyor ve Türkiye’den özür dilemesinin arkasındaki en büyük sebebin Suriye olduğuna vurgu yapıyor.
İsrail’in Haaretz gazetesine konuşan Netanyahu’nun güvenlik danışmanı Yaakov Amidror da özrün Suriye ile ilgili olduğunu ve Türkiye ile barışmanın tam zamanı olduğunun altını çiziyor. Amidror, “Bizimle Türkiye arasında parçalara ayrılan ve kimyasal silahları olan bir ülke var.” diye açıklama yapıyor.
Suriye’de Esed sonrası gelecek yönetimin İsrail yanlısı olması veya en azından şuanki statükoyu koruyacak bir hükümetin gelmesi gerektiğini bilen Tel-Aviv, bunu gerçekleştirmek için gözünü Türkiye’ye dikmiş durumda. Esed’in koltuğuna muhalifler oturduğunda ya İsrail’e karşı düşmanca bir tavır takınacaklar veya en iyi halde “tahmin edilemeyen” aktörler olacaklardır.
Bu kaderi yaşamaması için, İsrail Suriye’nin geleceği noktasında en iyi konumda olan ülkenin Türkiye olduğuna inanıyor. Ankara’nın yardımını almak için İsrail gerekli olan özrü dileyerek, Türk hükümetine Gazze’deki ambargoyu ciddi bir şekilde yumşattığına inandırmış durumda. Fakat Türkiye, Suriye’nin geleceğini etkileyecek güce sahip mi?
Geçiş sürecinde Ankara’nın Suriye üzerinde ne kadar etkisi olacağını bugünden tahmin etmek zor. Ancak Türkiye’nin Esed sonrası Suriye yönetimini İsrail konusunda frene basmaya zorlayacak kadar etkili olacağını kestirmek mümkün. Esed sonrası Suriye’nin İran’la bağlarını koparacağı ve ülkenin ekonomisinin ve darmadağın olmuş altyapısının tekrar inşası için ciddi bir surette Türkiye’ye bağımlı olacağı gerçeği de Ankara’nın Şam üzerindeki etkisine katkı sağlayacak nitelikte.
İsrail’in Türkiye ile dostluktan kazanacağı stratejik çıkar burada bitmiyor. Yakın diyalog sayesinde Şam’ı İsrail’den daha iyi okuyacak olan Ankara, bunu İsrail’le paylaşacaktır. Böylece İsrail de, yeni Suriye hükümetinin kendileri ile ilgili kararlarını önceden tahmin edebilecektir.
İsrail ile Suriye rejimi “yazılmamış anlaşma” sayesinde ateşkesi onyıllar boyunca muhafaza ettiler. Esed’in “ne savaşta, ne barışta” politikasında ısrar etmesinin rejimi ayakta tutabilmesi için gerekli reçete olduğunu biliyordu. Bunun kazançlı bir anlaşma olduğunun farkında olan İsrail, aynı zamanda Suriye’nin bu devlete karşı kimyasal silah kullanması Esed için bir intihar olduğunu kendisinin anladığını biliyordu.
Haaretz gazetesine konuşan İsrail’li General Eyal Eisenberg, Esed’in İsrail’e kimyasal silahlarla saldırmasını gerçekçi bulmuyor. Eisenberg belli ki Suriye’deki kimyasal silahları kendi ülkesi için bir tehdit unsuru olarak görmüyor. “Yanlış ellere” geçtiği zaman kimyasal silahların İsrail aleyhinde kullanılabilme ihtimali ise İsrail’li generali hayli düşündürüyor. "Yanlış eller" hiç şüphesiz Suriye muhalefeti.
Hükümeti ele geçirdikten sonra, Suriye’nin tecrübesiz siyasetçileri İsrail’le Şam arasındaki “anlaşmaya” uymayabilirler. Suriye’nin Esed döneminde tutumunu sürdürmesi için, İsrail’in ciddi bir şekilde Türkiye’ye ihtiyacı var. Dağılmış Suriye’yi yeniden inşa edebilecek tek ülke olan Türkiye ile barışması İsrail için olmazsa olmaz bir noktaya ulaşmıştı. Bundan dolayı da özür diledi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder