Uzun süredir bana karşı yapılan haksız ve acımasız saldırılara bugün yeni bir halka daha eklendi. Twitter hesabımda beyan ettiğim fikirleri eğip-büküp bana karşı kullanacaklarını düşünen bir kısım insanlar bununla benim güya darbeci olduğumu ispat edeceklerini düşünüyorlar.
Mısır’daki darbe ile ilgili mülahazalarımı ve demokrasiye indirilen bu balyoza karşı haftalardır verdiğim savaşa şahit olan görüyor, görmek istemeyen de sadece kendi gözlerini kapatmış olur. Fakat söylediğim ifadeleri beyan edildiği durum ve ortamdan cımbızla alarak, hatta söylenen fikirlerin başını-ayağını keserek sunulmasını hüsn-ü zann yaparak nasıl tesmiye etmem gerektiğini hala çözmüş değilim.
Meseleyi daha da açayım: Meşru hakları olan gösteri sırasında Müslüman Kardeşler mensupları, sempatizanları ve darbe karşıtı göstericiler ordu tarafından acımasızca bütün dünyanın gözü önünde katledildiler. Ölü sayısı resmi rakamlarla bile söylersek bini aşmış durumda. Her şeye rağmen mücadelelerini devam ettirmek isteyen Müslüman Kardeşler sadece Pazar günü 18 protesto yürüyüşü planlamışlar. Önceden yapılan keşifler sonucu, yürüyüş yapacakları alanlardaki yüksek yerlerde keskin nişancıların konuşlandırıldığını tespit etmişler. Bunu göz önüne alarak, bu protestoların 15’ni iptal etmişler. Haftaiçinde de birçok noktada gösteri yürüyüşleri bu endişeden dolayı iptal edilmiştir.
Bütün bunları görmezden gelen Türkiye’de bir kısım insanlar ise, gösteri yürüyüşlerine devam etmesi için İhvan’a sürekli telkinlerde bulunuyor. Bu olayların ışığında, İhvan’ın gösteri yürüyüşlerini keskin nişancıların endişesi yüzünden iptal ettiğini fakat Türkiye’de bazı kesimler tarafından İhvan’ın yürüyüş yapması gerektiğini dillendirenlerin olduğunu söyledim. Hemen ardından attığım tweet’de de, öleceklerini bildikleri halde tankların üstüne yürümeleri bir Müslüman için ne kadar caiz olduğunu ve bunun intihara denk olup olmadığını sordum. Bu soruyu da sadece bundan sonra silahların gölgesinde yapılması planlanan yürüyüşler için sordum.
Sormaz olaydım.
Yüzlerce insan beni güya şimdiye kadar Mısır’da katledilen masum insanların intihar ettiğini iddia ettiğimi savunarak bana her türlü hakaret ve telinde bulundular. Onlarca insan beni tekfir etti, Müslüman olmadığımı, dinimi sattığımı, bilmem hangi ülkelere çalıştığımı ve Sisi’nin uşağı olduğumu beyan edecek hakaretlerde bulundular. Sanki bundan önce yapılan dört katliamda insanların öleceklerini bildiklerini, buna rağmen gösteriye katıldıklarını ve böylece intihar ettiklerini söylediğim uyduruldu. Yazdığım hipotetik tweet sadece yapılması planlanan ve keskin nişancılar yüzünden zaten iptal edilen yürüyüşlerin ölüme göz göre-göre gittiklerinden dolayı doğru olup olmadığını bırakın iddia etmeyi, sadece neye tekabül ettiğini sordum.
İhvan tarafından iptal edilmiş ve hiç yapılmamış bir yürüyüşün sonuçları ile ilgili sorduğum teorik bir soruyu çarpıtarak nerelere çekildiğini görmek sadece hayret verici bir durum. O yazdığım tweeti bir önce yazdığım tweet'ten bağımsız okumak ve bundan önce yapılan katliamlar bağlamında değerlendirmenin yanlış olduğu açıktır.
Aslında saygı çerçevesinde tepki gösterenleri bir nebze anlıyorum. Ben de başka birinde böyle bir ifade görseydim tepki gösterirdim. Çünkü mantıklı değil ve orada haklarını talep etmek için gösteri yapan masum insanlara karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Ancak her iki tweet'im birlikte okunduğunda aslında sualin sadece bundan sonra yapılması planlanan yürüyüşler için olduğu beyyin bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Mısır’daki darbe ile ilgili mülahazalarımı ve demokrasiye indirilen bu balyoza karşı haftalardır verdiğim savaşa şahit olan görüyor, görmek istemeyen de sadece kendi gözlerini kapatmış olur. Fakat söylediğim ifadeleri beyan edildiği durum ve ortamdan cımbızla alarak, hatta söylenen fikirlerin başını-ayağını keserek sunulmasını hüsn-ü zann yaparak nasıl tesmiye etmem gerektiğini hala çözmüş değilim.
Meseleyi daha da açayım: Meşru hakları olan gösteri sırasında Müslüman Kardeşler mensupları, sempatizanları ve darbe karşıtı göstericiler ordu tarafından acımasızca bütün dünyanın gözü önünde katledildiler. Ölü sayısı resmi rakamlarla bile söylersek bini aşmış durumda. Her şeye rağmen mücadelelerini devam ettirmek isteyen Müslüman Kardeşler sadece Pazar günü 18 protesto yürüyüşü planlamışlar. Önceden yapılan keşifler sonucu, yürüyüş yapacakları alanlardaki yüksek yerlerde keskin nişancıların konuşlandırıldığını tespit etmişler. Bunu göz önüne alarak, bu protestoların 15’ni iptal etmişler. Haftaiçinde de birçok noktada gösteri yürüyüşleri bu endişeden dolayı iptal edilmiştir.
Bütün bunları görmezden gelen Türkiye’de bir kısım insanlar ise, gösteri yürüyüşlerine devam etmesi için İhvan’a sürekli telkinlerde bulunuyor. Bu olayların ışığında, İhvan’ın gösteri yürüyüşlerini keskin nişancıların endişesi yüzünden iptal ettiğini fakat Türkiye’de bazı kesimler tarafından İhvan’ın yürüyüş yapması gerektiğini dillendirenlerin olduğunu söyledim. Hemen ardından attığım tweet’de de, öleceklerini bildikleri halde tankların üstüne yürümeleri bir Müslüman için ne kadar caiz olduğunu ve bunun intihara denk olup olmadığını sordum. Bu soruyu da sadece bundan sonra silahların gölgesinde yapılması planlanan yürüyüşler için sordum.
Sormaz olaydım.
Yüzlerce insan beni güya şimdiye kadar Mısır’da katledilen masum insanların intihar ettiğini iddia ettiğimi savunarak bana her türlü hakaret ve telinde bulundular. Onlarca insan beni tekfir etti, Müslüman olmadığımı, dinimi sattığımı, bilmem hangi ülkelere çalıştığımı ve Sisi’nin uşağı olduğumu beyan edecek hakaretlerde bulundular. Sanki bundan önce yapılan dört katliamda insanların öleceklerini bildiklerini, buna rağmen gösteriye katıldıklarını ve böylece intihar ettiklerini söylediğim uyduruldu. Yazdığım hipotetik tweet sadece yapılması planlanan ve keskin nişancılar yüzünden zaten iptal edilen yürüyüşlerin ölüme göz göre-göre gittiklerinden dolayı doğru olup olmadığını bırakın iddia etmeyi, sadece neye tekabül ettiğini sordum.
İhvan tarafından iptal edilmiş ve hiç yapılmamış bir yürüyüşün sonuçları ile ilgili sorduğum teorik bir soruyu çarpıtarak nerelere çekildiğini görmek sadece hayret verici bir durum. O yazdığım tweeti bir önce yazdığım tweet'ten bağımsız okumak ve bundan önce yapılan katliamlar bağlamında değerlendirmenin yanlış olduğu açıktır.
Aslında saygı çerçevesinde tepki gösterenleri bir nebze anlıyorum. Ben de başka birinde böyle bir ifade görseydim tepki gösterirdim. Çünkü mantıklı değil ve orada haklarını talep etmek için gösteri yapan masum insanlara karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Ancak her iki tweet'im birlikte okunduğunda aslında sualin sadece bundan sonra yapılması planlanan yürüyüşler için olduğu beyyin bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder