22 Kasım 2013 Cuma

Allah'ın ipi

Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Tabiat Risalesindeki bu ifadelerini dinleyelim:

Gayet vahşî bir adam, muhteşem bir kışla dairesine girer. Gayet muntazam bir ordunun umumî, beraber talimlerini, muntazam hareketlerini görür. Bir neferin hareketiyle bir tabur, bir alay, bir fırka kalkar, oturur, gider, bir ateş emriyle ateş ettiklerini müşahede eder. Onun kaba, vahşî aklı, bir kumandanın, devletin nizâmâtıyla ve kanun-u padişahî ile o kumandanın emrini, kumandasını anlamayıp inkâr ettiğinden, o askerlerin iplerle birbiriyle bağlı olduklarını tahayyül eder. O hayalî ip ne kadar harikalı bir ip olduğunu düşünür, hayrette kalır.

Sonra gider, Ayasofya gibi gayet muazzam bir camie, Cuma gününde dahil olur. O cemaat-i Müslimînin, bir adamın sesiyle kalkar, eğilir, secde ederek oturduklarını müşahede eder. Mânevî ve semâvî kanunların mecmuundan ibaret olan şeriatı ve Şeriat Sahibi’nin emirlerinden gelen mânevî düsturlarını anlamadığından, o cemaatin maddî iplerle bağlandığını ve o acip ipler onları esir edip oynattığını tahayyül ederek, en vahşî, insan suretindeki canavar hayvanları dahi güldürecek derecede maskaralı bir fikirle çıkar, gider.

Teşbihte hata olmaz; bugün içinde bulunduğumuz durumu Üstad ne kadar da veciz bir temsille ifade buyurmuş. Birbirine sıkıca kenetlenmiş ve aynı mefkure uğrunda tek ses olmuş insanların aynı ritimde oturup kalkması, aynı nağmeyi mırıldanıp, aynı istikamette yürümesini anlamayanlar, gönül bağı ile birbirine bağlanmış bu insanları maddi bir takım menfaatler sebebiyle aynı çatı altında toplandıklarını düşünürler. Hizmet erleri dünyayı “cife yığını” olarak görür, onlara teklif edilen makamı ve dünya servetini üzerlerine pislik bulaşmasın diye ayak parmaklarının ucu ile iterler.

Hizmet mensupları arasında, onları birbirine bağlayacak sağlam bir halat vardır. Hizmette mesafe katetmenin yegane yolu Allah’ın o ipine sımsıkı tutunmaktır. Bırakın başkaları o ipin ucunda dünyanın anahtarı olduğunu düşünsünler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder