21 Ocak 2015 Çarşamba

Yolsuzluk

Başarılı bir siyasetin anahtarı halkın gerçeklerini doğru okumaktan geçer. Bunu Türkiye'de en iyi yapan parti hiç şüphesiz AKP'tir. AKP hükümeti halkın isteklerini, düşüncesini ve yaşam tarzını çok iyi anladığından tasvip etmeyeceğimiz çeşitli yollara başvurması dahil çeşitli vesilelerle kitleleri yönetmeyi ve zanları kendi tarafına tevcih etmeyi çok iyi beceriyor.

Halkın gerçeklerinden birisi de toplumun memurlara ve siyasilere her türlü cürmü "mübah" görmesi. AKP tabanını oluşturan büyük bir kesim AKP'ten önce düzgün bir hükümet şahit olmamışlar. Dizine kadar yolsuzluğa batan geçmiş hükümetler, aynı zamanda ordu-yargı vesayetine dayanarak muhafazakar kesim üzerinde baskı oluşturuyor, onların eğitim ve devlette temsil edilme gibi en temel haklarını dahi acımasızca çiğniyorlardı. Ecevit'in "bu kadına haddini bildirin" rezaleti ile başlayan çürük yönetimi, yolsuzluk ve ekonomik krizle en had safhaya gelmişti. İşte bu sıkıntılı günlerde yolsuzluk ve vesayeti bitirme vaadi ile işbaşına getirilen AKP hükümeti zamanla yolsuzluğa bulaşsa bile, halk tarafından mahkum edilmeyeceğini çok iyi biliyor. Çünkü toplum için yolsuzluk, "önüne geçilmesi neredeyse imkansız" bir vaka. Memlekette en öncelik mesele, istikrarın muhafaza edilip ekonomik refahın sağlanması.

Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının ortaya çıktığı günlerde hükümet cenahında kısmen bir endişe mevzubahis olsa bile, AKP hükümeti halkın bu yolsuzluk iddialarına prim vermeyeceğini biliyordu. Buna sebep bu iddiaların inandırıcı olmayışı veya yolsuzluk yapılmaması değildi; halkın, yolsuzluk konusunda siyasileri mazur görmesindeydi.

Hırsızlık toplumumuzda yüzkızartıcı bir suç. Bir eşyanızı çalan birisi ile hiçbir şey olmamış gibi dostluğunuzu muhafaza etmeniz hayal bile edilemez. Fakat siyasiler sözkonusu olduğunda, hırsızlık bir suç olmaktan çıkıyor. Çünkü toplum için siyasilerin yolsuzluğa bulaşması, rüşvet alması ve akrabalarını kayırması olağandışı bir vaka değil. Mesela bir AKP'liye "AKP'li bakanlar rüşvet aldı" dediğinizde, "önceki hükümet mensupları almadı mı sanki?" diye cevap verirler. "Bakanlarınız yolsuzluğa bulaştı" suçlaması yapınca, "e CHP'nin de dönemini biliyoruz" derler (Sanki soruyu soran CHP'li veya CHP'yi destekliyor). "AKP'liler akrabalarını torpille bürokrat yaptı" söylediğinizde, "her başa gelen kendi adamını getirmesi doğal" derler.

İşte toplumun gerçeği bu. Normal şartlarda halk arasında suç, günah veya en azından ayıp olarak algılanan bir fiil, siyasiler tarafından irtikap edilince mazur ve hoş görülüyor. Dün akşam Meclis'te yapılan yolsuzluk oylamasını da bu açıdan değerlendirmek gerekir. Kısacası, "halkın umurunda değil."

Halk, AKP'te yolsuzluğa bulaşmayan çok az siyasinin olduğunu zaten çok iyi biliyor. AKP iktidarının, yolsuzluğa bulaşmış geçmiş hükümetlerden farkı istikrarı sağlayıp halkın ekonomik refahını kısmen sağlamasıdır. Ekonomik rahatını bozmak istemeyen halkın yolsuzluğa gözünü kapatacağını hesap etmek zor olmaması lazımdı. İşin trajik tarafı, yolsuzluğun üzerini kapatmak için hükümetin koskoca Hizmet Hareketini şeytanlaştırıp nefesini kesmeye çalışması.

AKP Meclis'e uzaydan inmedi. Bu halkın seçtiği ve bu halkın çoğunluğunu temsil eden sözde seçkin bir topluluk. Siyasilerde suç olarak görülmeyen yolsuzluğa halk bu kadar sessiz kalmışken, onların temsilcilerinden farklı bir davranış beklemek abes olurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder