7 Haziran 2014 Cumartesi

Cerbezenin dibi

Sovyetler Birliği 1961 yılında uzaya Yuri Gagarin'i gönderirken, bizler Adnan Menderes'i asmakla meşguldük. Tarihinde hep işgal altında yaşamış Polonya'lılar 1980'nin başından demokrasileri için sağlam zemin oluştururken, bizde Kenan Evren darbe yapıp vatan evlatlarını içeriye tıkmakla uğraşıyordu. Bugün NASA uzayın derinliklerini keşfederken, bizim TÜBİTAK da AKP'nin dinimize hakaret eden bakanını "sıfırlama" peşine düşmüş.

AKP'lileri en fazla zor durumda bırakan belki de Egemen Bağış'ın Kur'an-ı Kerim'e hakaret ettiği, Bakara sure-i celilesine - haşa - "iyi makara" dediği ses kaydıdır. Bağış, hükümetin rüşvet çarkını çok iyi bildiğinden ve Başbakana tükenmez sadakatinden, Erdoğan'ın "yedirmediği" kurmaylarından. Kendisi AB bakanı iken, AB ile bütün ilişkilerimiz çöktü. Sürekli AB'yi aşağılayan, küçümseyen, çocukça şakalar yapan popülist bir bakandı. Her başarısız faaliyetini AB muhataplarını suçlayarak aklamaya çalıştı. Halbuki iyi siyasetçi karşı tarafı suçlayan değil, her şartta olayları kendi lehine çekebilendir. AB'nin Türkiye'yi istemediğini zaten herkes biliyor. Önemli olan AB'nin Türkiye'ye ne kadar düşman olduğunu sürekli vurgulamak değil, Türkiye'de reformlara hız verip AB'nin önünde elinizi güçlü kılabilmenizdir. Allah aşkına, siz Kopenhag Kriterlerini tam bir şekilde yerine getirdiniz de, AB size hayır mı dedi?!

Devlet bakanı sıfatı taşımasına rağmen Egemen Bağış'ın, ülkemize katkı sağlayacak tek bir icraatını gösteremezsiniz. Bakanlığı süresince milletimize zerre hayrı dokunmamış bir insanın muhafazakar diye geçinen bir hükümetin bakanı olması ve dinimize hakaret ettikten sonra da Erdoğan'ın, balkon konuşması sırasında kendisine yanında yer vermesi ve "yedirmemesi" cay-ı dikkattir. AKP'nin ak kalabilmesi adına bu kara ruhlu insanlardan arınıp aklanması gerekirken, bu insanların baş köşeye oturtulması akılsızlık veya yanlış siyasetten ziyade, rüşvet çarkının bir gereksinimidir. Hükümetin ve Türkiye'nin imajını bütün dünyada yerle bir eden tekmeci müşavir Yusuf Yerkel gibi düşük pozisyonda birisini dahi görevden almaya yanaşmayan Erdoğan'ın, hiçbir bürokratını yedirmemesinin altında yatan sebep de işte budur. Suç örgütleri, mensuplarının ayrılmasına asla müsaade etmezler. Ya gerektiği gibi sustururlar, ya da sonuna kadar destek çıkarlar. Daha önceleri ayrılan bürokrat ve siyasetçiler (Abdüllatif Şener gibi) Erdoğan'ın ayıpları adına az bir şey bildiklerinden ayrılmaları sorun teşkil etmiyordu. Bugün AKP'den ayrılan veya küsen herkes potensiyel birer tehlikedir ve savcılara "ötecek" birer tanıktır. O yüzden canlı yayında istifa etmesine rağmen, Erdoğan Bayraktar'a tehdit ve şantajla özür dilettirdiler.

Bağış'ın dine hakaret etmesi beni ve başkalarını alakadar etmez. Kendisinin dini hayatını kimse sorgulayamaz. Fakat bu adamın patronu olan Başbakanın sürekli meydanlarda dini sömürmesi, kendisini ve onu destekleyenleri dindar, geri kalan halkı da hain, vampir ve dinsiz olarak nitelemesinden dolayı, Bağış'ın dine hakaretinin bir siyasi sonucu olması gerekiyor. Meydanlarda Baykal için "bu genel ahlak, genel" diye bağırmasından tutun da, "ben bunların inancından da şüphe ediyorum" diye milleti birbirine düşüren bir başbakanın elbette dine hakaret eden bir bakanı istifa etmesi gerekiyordu. Dini istismar ederek oy devşiren bir hükümet, dine hakaret eden bir bakanını nasıl pişkince ve utanmadan savunarak, hala da kendini dindar ve muhafazakar olarak gösteriyor, anlaşılır gibi değil.

Ayrıca Bağış'ın ses kaydının sahte veya montaj olduğuna da asla inanmıyorum. O kadar kelimeyi biraraya getirmek için uzmanların yüzlerce saat Egemen Bağış ve Metehan Demir'e ait hiçbir yerde yayınlanmamış telefon ses kayıtlarını dinlemeleri gerekiyordu. Merak ediyorum, Metehan Demir'in üç kere hapşırmasını nasıl montajlamışlar?

Bunun dışında, Metehan Demir bu ses kaydından sonra çıkıp özür diledi ve programından istifa etti. TÜBİTAK'ın montaj demesine rağmen, Metehan Demir bir kere bile olsun "montajdır" demedi. Montaj olan bir ses kaydı için Demir'in kükreyip savaş ilan etmesi gerekmiyor muydu? Neden suçunu itiraf ederek Egemen Bağış'ı yalancı çıkardı?

Siyasetçiler elbette sık sık yalan söylerler. Fakat bu hükümet kadar güzel yalan söyleyip, bâtılı olağanüstü bir şekilde hak suretinde gösteren, halkı buna harika bir şekilde inandıran ve her gittikleri yerde "dindar hükümetiz" diyen bir siyasetçi güruhu tarihte görülmedi. Mehmet Baransu güzel söylemiş: Çok merak ediyorum "ses kaydım montajmış" diye sevinçle şu sıralar twit atan Egemen, Allah'ı nasıl kandıracak?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder