24 Haziran 2014 Salı

Vazife

Öğretmenin vazifesi hakkını vererek öğrencilerine gerekli dersi vermektir, onların sınavı geçmesini sağlamak değil. Gazetecinin vazifesi doğruları en sarih bir dil ile halka anlatmaktır, insanların şu veya bu şekilde anlamasını sağlamak değil. Peygamberlerin vazifesi tebliğdir, insanları mü'min yapmak değil. Hizmet hareketine gönül vermiş insanların da vazifesi hizmet etmektir, okul sayısı tutmak veya madalya hesabı yapmak değil. Ücretini ahirette almaya namzet insanların vasfı hizmet ve vazifede önde, ücrette arkada bile olmamaktır.

Çil-çil dünyanın bağrına serpilmiş sulh adacıkları olan Türk okulları her biri ayrı bir destansı ve zorlu bir süreç sonucunda açılmıştır. 1990'ların başından itibaren ilk safta dünyaya açılan Hizmet erleri, okulların açılmasının neredeyse imkansız olduğunu fakat Allah'ın bir şekilde karanlık bir tünelin sonunda bir şua ile önlerini açtıklarını anlatacaklardır. Bu okulların açılmasında nasıl esbab sükut etmiş, direkt ilahi bir inayet devreye girerek önünüzü açmıştır; aynen öyle de bu okulların kapatılmasına, küçük bir kapının kapatılıp daha büyük bir geçidin açılması olarak bakmak lazım. Öğretmen olarak yurtdışında hicret eden fedakar insanların bir işçi gibi inşaatlarında çalıştığı bu okulları kapatmalarına vesile olanların ve aynı şekilde hasetlerinden sevinç çığlığı atanların tarihe lanetli bir şekilde yazılması kaçınılmazdır. Fakat herkes müsterih olsun: Bugüne kadar olmadığı gibi bundan sonra da vazifesinin idrakı içinde hizmet etmek arzusunda olan kimseler için hüsran ve geriye dönüş sözkonusu olmayacaktır.

Nedir Hizmet? Hizmet bir gülümsemedir, çocuklara ders okutmaktır, yetim başı okşamaktır, hicret etmektir, kitap okumaktır, nasihat etmektir, infak etmektir, Allah için sahip çıkmaktır. Hizmet dört duvar değildir ki kapısına kilit vurduğunuzda hizmetler akamete uğrasın. Allah bu adanmış ruhlara nerede hizmet etmeyi murat buyurmuşsa, bir şekilde onları oraya sevketmektedir. Bunu da bazen zalim eliyle yapmakta. Sevgili Peygamberimiz Aleyhissalatu Vessalam da dinini Mekke'de anlatamayınca Medine'ye hicret etmek zorunda bırakılmış ve İslam oradan bütün dünyaya açılarak intişar etmiştir.

Hizmet sevdası ile yollara düşmüş insanların ülfet yaşamamaları ve hicret içinde hicret ederek ruhlarının derece-i hayatlarını hep zinde tutmalarını sağlayan Allah'ın hikmetinden sual olunmaz. Haset ateşi ile yanıp kavrulan insanlar Hizmet'i yanlış anlıyorlar. Bu okulların, kültür lokallerinin, ortaya çıkan güzel işlerin Hizmet hareketinin mülkü zannediyorlar. Halbuki bu fedakar insanlardan birisi hatayla "bu okullar bizimdir" dediği anda şirke girme korkusu yaşıyor. Dünyanın 160 ülkesinde en büyük devletlerin bile ulaşamadığı bir noktaya ulaşmak olsa olsa Hizmet hareketenin bir kerameti ve Allah'ın da bir ihsanıdır. Mayası milletin himmeti, gözyaşı ve ihlas olan bir işi bir cemaat sahiplense nasıl bir zulüm olur? Ve bu hizmetlere karşı düşmanlık beslemek nasıl milletin hakkını gaspetmek olur, anlayın. Dünyanın kurtuluşunun eğitimle olacağına inanmış yüzbinlerce insanın hizmet ettiği okulları kapatsanız bile bu insanların gönlündeki eğitim aşkını söndürebilecek misiniz? Evlerde, yurtlarda, diğer okullarda eğitim ve öğretim vermeye devam etmeyecekler mi? İlk günkü heyecan gibi bir zamanlar Efendimizin yaptığı misillü kapı kapı dolaşarak bu işe sahip çıkacak insanlar aramayacaklar mı? Kurduğunuz hangi komplo, hangi tuzak Allah'ın kurduğu tuzağın fevkinde olabilir?

Ankara'da oturan zalim adam hem Türkiye'de, hem de dünyada masum insanlara her türlü iftira atarak önlerini kesmeye çalışadursun; Allah'ın önlerini açtığı insanlara kim üstün gelebilir? İlk safta hicret eden insanlar muhacir oldular. Arkalarından hem dua, hem de maddi desteğini esirgemeyenler ise Ensar oldular. İlk safta hicret edenler daha sonra hicret edenler için Ensar oldu. Allah size hem muhacir, hem ensar olma şerefini tattırdı. Daha neyin tasasını yaşıyorsunuz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder